İK, Karanlıkta Kahvaltıda

Merhaba,

İnsan Kaynakları Profesyonelleri olarak “Etkili İletişim” eğitimleri verirken empatiden bahsederiz. En genel anlamıyla; empati, kişinin kendisini karşındakinin yerine koyarak onun duygu ve düşünlerini anlaması diğer adıyla kendisini karşısındaki kişi gibi hissetmesidir.

Gün içerisinde ne kadar empati kurarız? Kendimizi muhasebeci, finansçı, aday, Katılımcı yerine koyar. Öyle iletişim kurarız. Peki empati kurmak bu kolay mı? Hiç kendinizi bir engellinin yerine koydunuz mu? Elbette kimi zaman düşünmüşsünüzdür. Ayağımız olmasaydı? Akli dengemiz yerinde olmasaydı? Görme engelli olsaydık vb.

Düşünür sonra yaşamın ne kadar zor olabileceğini anlarız.

 
Geçtiğimiz haftalarda engelsizkariyer.com’un sahibi Mehmet Kızıltaş’ın davet ettiği İnsan Kaynakları Bloggerlarıyla Karanlıkta kahvaltı etkinliğine katıldım. Bu etkinliğe giderken zifiri karanlık bir odada denetçiler nezaretinde yürümeye çalışacağımızı, ses efekleriyle zorlanarak görme engelli vatandaşlarımızla empati kuracağımızı düşünüyordum. Aslında etkinlikten sonra tam anlamıyla bir empati kurdum ama beklentimin çok üzerinde deneyimler yaşadım.
İlk olarak bizlere görme engellilerin kullandığı bastonlardan verdiler ve 7 kişilik -tek sıra- iki grup halinde karanlık bir odaya aldılar. Yanımızda bize nezaret eden görme engelli bir nezaretçimiz vardı. Tabi içeriye girmeden önce cep telefonu, çakmak, fosforlu saat vb. ışık yayacak her türlü cihazımızı aldılar.

Masaya oturduktan sonra bir workshop çalışması yaptık. Bu workshop çalışmasında bize verilen ahşaplardan bir kule oluşturmaya çalıştık. Workshop’un kuralı gereği yanımızdaki arkadaşımızın materyaline dokunmamız yasaktı. Şeklini ve boyutlarını sesli olarak tarif ederek materyallere numaralar verdik ve numara sırasına göre kuleyi oluşturduk.

Görmeden, dokunarak veya sesli yönlendirmelerle iplerle bir kare oluşturma çalışması yaptık. Diğer gruba göre daha iyi bir kare yaptığımızı burada belirtmek isterim 😉Ardından kahve ikram ettiler ve karanlıkta kahve hazırlayıp içtik. Etkinliği düzenleyen kişilerin Know-how bilgisini izinsiz paylaşmamak adına tüm teknik detayları aktaramayacağım.

 
Bu çalışmalarla emin olun görme engelli vatandaşlarımızın yaşadıklarını çok iyi bir şekilde anladım. Karanlık odaya girdikten sonra gözlerim ilk ışığı aradı fakat bulamadı.  Açıkçası korku veya heyecan yoktu ama ne yapacağını bilememenin karışık duygusu vardı. Işık olmayınca duyma, koklama, hissetme gibi diğer duyularınız çok daha iyi çalışıyor. Çünkü beyin, içerisinde olduğu ortamın anlamlandırmaya çalışıyor. Gözlerden veri gelmeyince de kullanabildiği diğer duyuların verilerini (kulak, burun, vücuttan gelen dokunma verileri vb.) alıp geçmiş deneyimlerle birleştiriyor. Bu sayede içerisinde bulunduğunuz ortamın nasıl bir şekilde olduğunu hayal gücünüze dayanarak tanımlıyor. Tanımlama gerçekleşiyor fakat gerçeği göremediğiniz veya bilmediğiniz için bir şeyler hep eksik kalıyor. Odanın yüksekliği ne kadar?   Genişliği yeterli düzeyde mi? Önünüzde engel var mı? Bu soruların yanıtlarını karanlık bir ortamda ancak dene yanıl ile öğrenebiliyorsunuz. Tabi bu dene yanıl eğitim metodu en maliyetli metottur. Denedikten sonra yanılırsanız; kaza ve yaralanmalara yol açabilme potansiyelinin olduğunu biliyorsunuz. Bu yüzden tüm etkinlik boyunca başımı tavana çarpmamak için öne eğdim. (Kare şeklinde düşündüğüm salonun, ışıklar acılıkça salonun yüksekliğinin 2 metre ve dikdörtgen olduğunu gördüm 😄)

Açıkçası bireysel olarak çok farklı bir deneyimdi. İnsan Kaynakları adına inceleme yapacak olursam ilk olarak ekip üyelerinin aynı eğitim, kültür ve düşünce şeklinden geldiğini söylemeliyim. Workshoplar yapılırken –her iki workshopta ayrı- içimizden doğal bir yönetici/lider seçtik. Bu liderlerin seçilme şekli demokratik, bilgiye dayanan bir şekilde oldu. Lider, çalışmaların tamamlanması için gerekli olan yönlendirmeleri yaptı ve ekip üyeleri de itiraz etmeden liderin yönlendirmelerini uyguladı. Kadın-Erkek eşitliğine inanan birisi olarak özellikle belirtmek isterim ki; liderlerimiz kadındı. İşleri i yi bir şekilde yaptılar. Etkinlikten sonra yunuslar aklıma geldi. Yunuslarda kurtlarda olduğu gibi bir alfa-beta ayrımı yoktur. Bulundukları denizi hangisi biliyorsa doğal lider o olur ve diğer yunuslar onu takip ederek avlanırlar. İşletme biliminde klasik liderlik modeline inanıyorsanız bu çalışma düşüncelerinizi sorgulatacaktır. Bu tip workshopların işletmelere katacağı faydalar ise;

1. Ekip üyelerinin iletişimi artacaktır

2. Birbirlerine güveneceklerdir

3. Koordinasyon yetenekleri gelişecektir

4. Bilgiye dayalı, demokratik lider seçebileceklerdir

5. İyi bir ekip olma yolunda ortak amacı gerçekleştirebileceklerdir

6.    Yaratıcılıkları artacaktır

Eğer imkan yaratabiliyorsanız; klasik eğitim yerine bu tip out-office eğitimlerini kurumunuza uygulamanızı/uygulatmanızı özellikle tavsiye ederim.

Benim için yeni deneyimlerin olduğu keyifli ve öğretici bir etkinlikti. Bu keyifli anları yaşattığı için Hakan Elbir’e Mehmet Kızıltaş’a ve İK bloggerlarına buradan teşekkür ederim.
Emre İnanç KARAKAŞ

İnsan Kaynakları Profesyoneli

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s