4857 Sayılı İş Kanunu İçin Bir Önerim Var

Merhaba,

Özel sektör çalışanlarının tabi olduğu 4857 sayılı kanun şu anda ülkemizde yürürlükteki iş kanunudur. İyi yönleri olduğu kadar geliştirilmesi gereken yönleri de bulunmaktadır.

Türkiye, bir imparatorluğun küllerinden doğan bir ülkedir. Osmanlı İmparatorluğu, sanayi devrimini “kaçırdığı” için tarıma dayalı bir ülke olmuş ve bu durumda da çalışan-işveren ilişkisini düzenleyen bir kanuna 19. YY’a kadar ihtiyaç duyulmamıştır.  İmparatorluğun, 19. YY’daki sanayileşme hamleleri ile çalışan ilişkilerini düzenleyen kanunlara ihtiyaç duyulmuştur.  1865 yılında çıkarılan Dilâver Paşa Nizamnamesi ile 1869 yılında çıkarılan Maadin (maden) Nizamnamesi bunların ilk örnekleridir. Nizamnamelerde yer alan maddelerde, maden işletmelerinde “işçi” statüsüyle çalışanların iş ilişkileri ve yaşamında korunmaları hedeflenmiştir.

Cumhuriyet Döneminde ise sanayileşme çabaları devam etmiş ve belirli bir yol (Demiryolu, Çelik işletmeleri, özel sektör işletmeleri vb.) kat edilmiştir. Cumhuriyet’in getirdiği toplumsal değişim, gelişim ve çalışma şekillerinin gelişmesi yeni yasalara ihtiyaç duymuş Borçlar kanunu ve 3008 sayılı iş kanunu ile çalışan ilişkileri düzenlenmiştir. 1945 yılında Çalışma Bakanlığı kurulmuştur. Aynı yıl 4772 sayılı İş Kazalarıyla Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortası Kanunu ile ülkemizde ilk kez bir sosyal sigorta koluna işlerlik kazandırılmıştır. 1946 yılında cemiyetler kanunu değiştirilerek sendikaların kurulması sağlanmıştır. 1951 yılında ise yürürlüğe konan kanunla hafta tatili günü için yarım ücret ödenmesi, 1956 yılındaki değişiklikle tam ücret ödenmesi sağlanmıştır. 1967 yılında 931 sayılı iş kanunu ve 2003 yılında ise 4857 sayılı iş kanunu yürürlüğe girmiştir.

İş kanunlarının Türkiye’deki evrimini kısa bir şekilde özetlemek istedim çünkü yapılan her kanun veya revizyon ihtiyaç halinde yapılmıştır. Şu anki iş kanunumuz geçmişe göre iyi ancak yeterli değildir. 4857’de haftalık, yıllık, hastalık vb. izin konuları toplum tarafından benimsenmiştir. Fakat eksik tarafları da bulunmaktadır. Örneğin; bir çalışan hastalandığında doktorların izin verdiği zaman dilimi kadar istirahatli sayılmaktadır. Çalışmadığı dönem içerisindeki ücretini SGK’dan almaktadır.

Peki çalışanın yakını uzun dönem (1,2,3 ay) tedaviye ihtiyaç duyarsa ve çalışanın, yakınına refakatçi olması gerekirse?

Bu durumda çalışan, işverenin insafına kalmış durumdadır çünkü yasada benim görebildiğim bir düzenleme bulunmamaktadır. Mevcut durumda işe gelemeyen çalışan, varsa yıllık izinlerini kullanmakta yoksa ücretsiz izine ayrılmaktadır.

Önerim; devlet, tedavi süreçleri uzun olan (zaatüre, kanser vb.) hastalıklarda refakatçi olarak hastanın yanında kalması gereken çalışana doktorların belirtiği süre kadar izin vermeli ve bu sürede sigorta primi devlet tarafından yatırılmalı ve çalışanın ücreti yine devlet tarafından ödenmelidir.

Ülkemizin kurucusu Yüce Atatürk, “Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir” diyerek cumhuriyetimizin varlık nedenini ortaya koymuştur. Kısaca özetlemem gerekirse; özel sektör çalışanları hastalık gibi zor günlerinde “kimselerini” aramaktadır.

ATATÜRK-8

Yasal düzenleme her ne olursa olsun İnsan Kaynakları bu çalışanların yanında olmalıdır. İK’cı olarak belirtmek isterim ki; İK onların yanındadır.

Emre İnanç Karakaş
İnsan Kaynakları Profesyoneli

Reklamlar

2 thoughts on “4857 Sayılı İş Kanunu İçin Bir Önerim Var

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s